Bir raf monte etmek ya da eski bir dolabı boyamak sanıldığı kadar zor değil. İskandinav tarzı ile ilgili kendin yap yöntemleri, hem bütçeyi rahatlatıyor hem de eve kişisel bir iz bırakıyor. Temel alet listesinden başlayıp adım adım ilerliyoruz.
Çoğunlukla, cok amacli mekanlarda esyalarin toplanabilir olmasi belirleyicidir; katlanir masa ve tekerlekli unite gun icinde islev degistirmeyi kolaylastirir. Kablo duzenini bastan cozmek de gorsel dagiIniklik riskini azaltir.
Çoğu senaryoda, en az uc yerden teklif almak piyasa araligini gormenizi saglar. İskandinav tarzı konusunda en dusuk fiyat degil, referansi ve is takvimi net olan usta tercih edilmelidir.
Isi baskasina yaptirirken en buyuk risk sozlu anlasmadir; kapsam net yazilmazsa is ortasinda ek kalemler cikar. İskandinav tarzı ile ilgili isleri malzeme, iscilik ve nakliye olarak ayri ayri fiyatlandirtmak gerekir.
Her evin kosullari farklidir, bu yuzden genel yanitlari kendi metrekareniz ve butceniz uzerinden yeniden degerlendirmek gerekir. İskandinav tarzı konusunda emin olmadiginiz noktada kucuk bir deneme uygulamasi yapmak en guvenli yoldur.
İskandinav tarzı ile ilgili malzeme secerken ic hava kalitesi goz ardi edilmemelidir. Dusuk emisyonlu boya ve yapistiricilar, uygulama sonrasi haftalarca surebilecek koku ve rahatsizlik sorununu ortadan kaldirir. Cocuk ve evcil hayvan bulunan evlerde keskin koseler ve serbest kablolar ayrica degerlendirilmelidir.
Eski bir dolap ya da elden dusme bir sandalye, seri uretim agirlikli bir odaya karakter katar. İskandinav tarzı ile ilgili arayista bit pazarlari, ikinci el gruplari ve antikacilar surprizli sonuclar verir.
Bu nedenle, satin almadan once tasiyici parcalarin sagligini ve boce izini kontrol etmek gerekir. İskandinav tarzı konusunda kucuk bir zimpara ve yeni bir cila cogu parcayi yeniden hayata dondurur.
Genel olarak, parke zemin kavramı, mekânın genel karakterini belirleyen ve diğer seçimleri yönlendiren bir başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Uygulamada önce bu ögeyi merkeze alıp çevresindeki renk, doku ve mobilya kararlarını ona göre şekillendirmek daha tutarlı bir sonuç verir. Tek bir odada birden fazla güçlü ögeyi yarıştırmamak, bütünlüğü korumanın en kolay yoludur.
Bu nedenle, yükseklik çoğu evde en az kullanılan kaynaktır; tavana yakın raflar, kapı üstü dolaplar ve dikey kitaplıklar taban alanını meşgul etmeden ciddi hacim kazandırır. Sandıklı puf, çekmeceli karyola ve kapaklı sehpa gibi çift işlevli parçalar dağınıklığı görünmez kılar. Sık kullanılmayan mevsimlik eşyaları kapaklı kutularda etiketleyerek saklamak, dolap içi düzeni kalıcı hale getirir.}
Son dönemde tek kullanımlık ve hızlı tüketilen ürünler yerine onarılabilir, parçası değiştirilebilir mobilyalara yöneliş belirgin biçimde arttı. Doğal dokular, toprak tonları ve yumuşak hatlı formlar öne çıkarken, aşırı minimalizm yerine kişisel objelere yer bırakan daha sıcak düzenlemeler tercih ediliyor. Aydınlatmada ise tek tavan armatürü yerine katmanlı çözümler standart hâline geldi.
Bu noktada, tablonun merkezi yerden yaklaşık 145 ila 150 santimetre yükseklikte, yani göz hizasında olmalıdır. Koltuk veya konsol üstüne asılan işlerde mobilyanın genişliğinin üçte ikisi kadar bir alan kaplamak dengeli görünür. Birden fazla çerçeve kullanılacaksa aralarındaki boşluğu 5 ila 8 santimetrede sabit tutmak, düzenin derli toplu durmasını sağlar.}
Eski parçalar mekâna karakter katar ama alırken taşıyıcı iskeletin sağlamlığı, ahşapta nem ve kurt izi, metalde derin pas kontrol edilmelidir. Döşemesi yenilenebilir bir koltuk ya da yüzeyi zımparalanıp cilalanabilir bir dolap genellikle iyi bir yatırımdır. Bir odada bir veya iki vintage odak parça kullanmak, bütünün antikacı vitrinine dönüşmesini önler.}
Mümkün, ancak stilleri birbirine bağlayan ortak bir unsur belirlemek şart; bu genellikle sınırlı bir renk paleti, tekrar eden bir malzeme veya benzer bir çizgi kalınlığıdır. Örneğin rustik bir ahşap masayı modern sandalyelerle birleştirirken ikisinde de aynı ton ağırlığını korumak dengeyi sağlar. Bir stili baskın, diğerini destekleyici konumda tutmak da karmaşadan kaçınmanın en kolay yoludur.}
Doğru aydınlatma seçildiğinde en sade mobilya bile bambaşka bir karaktere bürünür; bu yüzden ışığı her zaman son değil ilk mesele olarak ele alın.